AVUSTURALYA ORTAKLI YENİKÖPRÜ MADENCİLİK "KEBAN'I ZEHİRLİYOR" İDDİALARI.!
GenelElazığ’ın Keban ilçesinde, Kurşunkaya Köyü’nün de aralarında bulunduğu 10 köyün sınırları içerisinde yer alan yaklaşık 7 bin 500 dönümlük atıl maden sahası, çevre ve insan sağlığı açısından yeniden gündemde. Bölgede yaklaşık 20 yıldır bulunduğu öne sürülen maden atıkları ve cürufların, yağışlarla birlikte yüzey sularına karışarak Fırat Nehri’ne ulaşabileceği iddiaları, yöre halkında ciddi endişeye neden oluyor.
Bölge sakinleri, geçmiş dönemlerde işletilen maden sahalarından geriye kalan atıkların yıllardır temizlenmeden bekletildiğini belirterek, özellikle yağışlı dönemlerde atıkların bulunduğu alanlardan gelen suların tarım arazilerine ve Fırat Nehri’ne doğru ilerlediğini ifade ediyor.
“MADENCİLİĞE DEĞİL, ÇEVRE KİRLİLİĞİNE KARŞIYIZ”
Kurşunkaya Köyü Muhtarı Uğur Doğan, bölgedeki sorunun yıllardır çözüme kavuşmadığını belirterek yetkililere ve ruhsat sahibi firmaya çağrıda bulundu.
Doğan, “Bölge halkı olarak ortak talebimiz çok açık: Madenciliğe değil, çevre kirliliğine karşıyız. Burada yıllardır bekleyen atıkların temizlenmesini ve Fırat’ın korunmasını istiyoruz. Bu sorun artık görmezden gelinmemeli” dedi.
Bölge halkının yaşanan sorun nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan destek beklediğini belirten Doğan, Bakan Murat Kurum’a da çağrıda bulundu.
Doğan, “Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum deprem döneminde ilimize ve bölgemize çok önemli hizmetler yaptı. Elazığ ve Keban halkı olarak kendisini seviyoruz. Bu sorunumuzun çözümü için de bakanlığımızdan yardım talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“BAKAN MURAT KURUM ÜLKEMİZİN VE ŞEHRİMİZİN GÖZ BEBEĞİDİR”
Keban halkı, yıllardır çözülemeyen maden atıkları sorununun da Bakan Kurum’un öncülüğünde çözüme kavuşturulabileceğine inanıyor.
Bölge sakinleri, “Murat Kurum bizim için yalnızca bir Bakan değil, zor günümüzde Elazığ’ın yanında olmuş bir isimdir. Deprem sonrasında Elazığ için büyük ve önemli adımlar attı. Şehrimizin yeniden ayağa kaldırılmasında önemli bir rol üstlendi. Bugün Elazığ’da bazı cadde, park ve projelerde isminin yaşatılması da halkımızın kendisine duyduğu vefanın göstergesidir” ifadelerini kullanıyor.
Keban halkının beklentisi ise açık:
Geçmişten kalan maden atıkları bilimsel olarak incelensin, Fırat Nehri’nin ve bölgedeki toprağın güvenliği ortaya konulsun, gerekli görülmesi halinde atıkların temizlenmesi sağlansın.
Bölge sakinleri, “Sayın Bakanımızın deprem döneminde Elazığ için gösterdiği iradeyi ve hassasiyeti bugün Fırat’ın korunması konusunda da görmek istiyoruz. Biz kendisine güveniyoruz. Keban’ın bu sorununa da el atacağına inanıyoruz” diyerek Bakan Kurum’dan destek bekliyor.
Elazığ’ın deprem sonrası yeniden ayağa kaldırılmasında önemli sorumluluk üstlenen Bakan Murat Kurum’a, Keban’dan bu kez çevre ve Fırat için yeni bir çağrı yükseliyor: “Sayın Bakanım, şimdi sıra Fırat’ta.”
20 YILLIK ATIKLAR YENİDEN GÜNDEMDE
Keban’da geçmişte Etibank tarafından işletildiği belirtilen maden sahalarının faaliyetlerinin sona ermesinin ardından bölgede galeriler, cüruf ve maden atıklarının kaldığı ileri sürülüyor.
Yaklaşık 20 yıldır sahada bulunduğu iddia edilen atıkların özellikle yağışlarla birlikte hareket ettiği ve yüzey sularıyla çevredeki alanlara taşındığı bölge sakinleri tarafından dile getiriliyor.
Muhtar Uğur Doğan, bu durumun tarım ve hayvancılığı da olumsuz etkilediğini belirterek, “Ne hayvancılık yapabiliyoruz ne de rahatlıkla sebze ve meyve ekebiliyoruz. Buradan akan suların toprağımıza ve Fırat’a ulaşmasından endişe ediyoruz. Madenciliğe karşı değiliz. Ancak kaderine terk edilmiş atıkların temizlenmesini istiyoruz” diye konuştu.
RUHSAT SAHİBİ FİRMAYA ÇAĞRI
Bölgede yaşayanların aktardığı bilgilere göre, söz konusu maden sahasının mevcut ruhsatının Yeni Köprü Madencilik adına bulunduğu belirtiliyor. Şirketin ortaklık yapısının ise yüzde 50 yerli, yüzde 50 Avustralyalı ortaklardan oluştuğu ifade ediliyor.
Şirketin 2006 yılında sahayı devraldığı yönündeki bilgilerin de kamuoyunda gündeme getirildiği belirtilirken, bölge sakinleri ruhsat sahibi şirketin sahadaki geçmişten kalan atıkların temizlenmesi konusunda sorumluluk üstlenmesini talep ediyor.
Vatandaşlar, “Biz yeni bir madencilik faaliyetine karşı değiliz. Ancak geçmişten kalan atıkların temizlenmesini istiyoruz. Toprağımızın ve suyumuzun kirlenmesini istemiyoruz” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Öte yandan, ruhsat sahibinin geçmiş işletmelerden kalan atıklar bakımından hangi hukuki ve çevresel yükümlülüklere tabi olduğunun, ilgili kurumlar tarafından yapılacak inceleme ve denetimlerle netleştirilmesi gerektiği belirtiliyor.
“FIRAT’A AKAN SULAR ANALİZ EDİLMELİ”
Yerel gazeteci Fethi Oruç da bölgedeki sorunun yalnızca Keban ile sınırlı olmadığını belirterek kapsamlı analiz çağrısında bulundu.
Oruç, galerilerden ve atık sahalarından gelen suların Fırat Nehri’ne ulaşma ihtimali bulunduğunu belirterek, bölgede başta arsenik olmak üzere ağır metal ve diğer kirleticiler açısından kapsamlı analizler yapılması gerektiğini söyledi.
Oruç, “Bu konu yalnızca Keban’ı ilgilendiren bir mesele değil. Fırat Nehri boyunca yaşayan insanlar, tarım alanları ve su ürünleri açısından da önem taşıyor. Öncelikle bilimsel analizlerle ortada gerçek bir kirlilik olup olmadığı ortaya konulmalı” ifadelerini kullandı.
ESKİ MADEN GALERİLERİ İÇİN CAN GÜVENLİĞİ UYARISI
Bölgedeki sorun yalnızca çevre kirliliği iddialarıyla sınırlı değil.
Kullanılmayan eski maden galerilerinin çevrede yaşayanlar ve bölgeye gelen ziyaretçiler açısından güvenlik riski oluşturduğu da ileri sürülüyor. Bazı galeri girişlerinin sac ve benzeri yöntemlerle kapatıldığı, ancak bu önlemlerin yeterli olmayabileceği belirtiliyor.
Özellikle doğa yürüyüşü yapanlar, tırmanış meraklıları, avcılar, çobanlar ve bölgedeki hayvanlar açısından galerilerin ciddi risk oluşturabileceğine dikkat çekiliyor.
Muhtar Doğan, eski galerilerin tamamının uzman ekipler tarafından kontrol edilmesini ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını istedi.
BALIKÇILIK VE TARIM DA RİSK ALTINDA
Keban ekonomisinin önemli unsurlarından biri olan kafes balıkçılığı ile Fırat Nehri'nden yapılan tarımsal sulama da bölgedeki olası kirlilik iddiaları nedeniyle gündeme geliyor.
Su Ürünleri Birlik Başkanı Gökhan Elgin, Fırat’ın su kalitesinin balıkçılık sektörü açısından hayati önem taşıdığını belirterek endişelerini dile getirdi.
Elgin, “Olası bir ağır metal veya arsenik kirliliği söz konusu olursa bunun hem su ürünleri hem de insan sağlığı açısından sonuçları olabilir. Bu nedenle bölgede gerekli analizlerin yapılmasını ve herhangi bir risk varsa kaynağının ortadan kaldırılmasını istiyoruz” dedi.
BAKANLIKLARA 5 MADDELİK ÇAĞRI
Keban halkı ve bölgedeki sivil toplum temsilcileri, yetkililerden şu adımların atılmasını talep ediyor:
Maden sahasında kapsamlı çevre denetimi yapılması, Toprak ve yüzey sularından bilimsel yöntemlerle numune alınması, Fırat Nehri’nden farklı noktalarda su numuneleri alınarak ağır metal ve arsenik analizlerinin yapılması, Geçmişten kalan maden atıklarının hukuki sorumluluğunun belirlenmesi ve gerekli temizleme çalışmalarının başlatılması, Eski maden galerilerinin güvenlik açısından uzman ekiplerce incelenerek gerekli önlemlerin alınması.“FIRAT’I KİRLETME LÜKSÜ KİMSENİN YOK”
Bölgede çevresel endişelerin köylerin geleceği açısından da kaygı yarattığını belirten Muhtar Uğur Doğan, genç nüfusun göç ettiğini ve köylerin giderek boşaldığını savundu.
Doğan, “Bölge halkı olarak maden atıklarının kaderine terk edilmesine sessiz kalmayacağız. Gerekirse hukuki haklarımızı da kullanacağız. Biz çevreye saygılı madencilik anlayışını savunuyoruz. Yerli veya yabancı hiçbir firmanın Fırat’ı kirletme lüksü olmamalı. Yıllardır bekleyen bu atıkların temizlenmesini istiyoruz” dedi.
Keban’da gündeme gelen iddiaların ardından gözler, ilgili kamu kurumlarının yapacağı incelemelere ve sahadan alınacak numunelerin sonuçlarına çevrildi.
Bölge halkı, “Fırat’ın güvenliği yalnızca Keban’ın değil, nehir boyunca yaşayan herkesin meselesidir” diyerek kapsamlı ve şeffaf bir inceleme yapılmasını bekliyor.
AVUSTRALYA’DA AYNI ÇEVRE İHLALİ YAŞANSAYDI NE OLURDU?
Keban’da gündeme gelen maden atıkları ve olası çevre kirliliği iddiaları, şirketin Avustralyalı ortaklarının da bulunması nedeniyle farklı bir açıdan da tartışılıyor: Aynı nitelikte bir çevre ihlali Avustralya’nın Yeni Güney Galler (NSW) eyaletinde gerçekleşseydi, işletmeciyi hangi yaptırımlar bekleyebilirdi?
NSW’de çevre mevzuatı, çevreye ciddi zarar veren veya zarar verme ihtimali bulunan kasıtlı ya da ihmalkâr atık boşaltımı, sızıntı ve benzeri eylemleri en ağır çevre suçları arasında değerlendiriyor. NSW Çevre Koruma Otoritesi’ne (EPA) göre en ağır “Tier 1” suçlarda şirketler için 10 milyon Avustralya dolarına, kişiler için ise 2 milyon Avustralya dolarına ve/veya 7 yıla kadar hapis cezasına varan yaptırımlar uygulanabiliyor. İhmalkâr ihlallerde ise şirketler için üst sınır 4 milyon, kişiler için 1 milyon Avustralya doları ve 4 yıla kadar hapis olarak belirlenmiş durumda.
Üstelik yaptırım yalnızca para cezasıyla sınırlı kalmayabiliyor. Mevzuat kapsamında çevrenin temizlenmesi, rehabilitasyon çalışmaları, önleme ve temizleme emirleri ile ruhsat ve lisans koşullarına yönelik yaptırımlar da gündeme gelebiliyor. Devam eden bazı ihlallerde günlük ek cezalar da uygulanabiliyor.
2026’DAKİ İKİ MADEN ÖRNEĞİ DİKKAT ÇEKİYOR
Bunun yalnızca kâğıt üzerinde kalan bir ceza sistemi olmadığı, 2026 yılında verilen kararlarla da görülüyor.
Şubat 2026’da NSW’deki Clarence Colliery adlı kömür madeninin, arıtılmamış maden suyunun Wollangambe Nehri’ne bırakılmasıyla bağlantılı beş çevre suçundan mahkûm edilmesinin ardından toplam 815 bin Avustralya doları ödeme yapmasına karar verildi. Bu tutarın 543 bin 500 doları mahkemece verilen para cezası, yaklaşık 185 bin doları soruşturma ve hukuki masraflar, 86 bin 500 doları ise rehabilitasyon çalışmasına katkı olarak belirlendi. EPA, olayda su kirliliği ve lisans ihlallerinin de bulunduğunu açıkladı.
Bir başka örnek ise Mart 2026’da Broken Hill’de yaşandı. Kurşun, çinko ve bakır madeni işleten Perilya Broken Hill Ltd, yeterli toz kontrolü sağlamadığı gerekçesiyle 30 bin Avustralya doları para cezasına çarptırıldı. NSW EPA, metal madenciliğinden kaynaklanan tozun hava kalitesi, insan sağlığı ve çevre açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.
“KENDİ ÜLKELERİNDE AYNI DURUM YAŞANSAYDI…”
Keban’da gündeme getirilen iddiaların bağımsız kurumlar tarafından doğrulanması halinde, çevreye kontrolsüz biçimde kirletici salınımı olduğunun ve bunun NSW’deki ilgili suç kategorilerine benzer nitelik taşıdığının ortaya çıkması durumunda, Avustralya’da da çok daha ağır yaptırımların gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor: Bir maden sahasında arsenik veya başka bir ağır metalin bulunması tek başına suç anlamına gelmiyor. Asıl belirleyici olan; bu maddelerin çevreye kontrolsüz şekilde yayılıp yayılmadığı, suyu veya toprağı kirletip kirletmediği, izin ve ruhsat şartlarının ihlal edilip edilmediği ve çevresel zararın boyutu.
Bu nedenle Keban’daki iddiaların hukuki açıdan netleşmesi için öncelikle sahadan, yüzey sularından, topraktan ve Fırat Nehri’nden bilimsel yöntemlerle numune alınması ve bağımsız analizlerin yapılması gerekiyor.
Keban halkının talebi de tam olarak bu noktada yoğunlaşıyor: Geçmişten kalan atıkların çevreye zarar verip vermediğinin bilimsel olarak ortaya konulması, sorumluluğun belirlenmesi ve gerekli görülmesi halinde temizleme ile rehabilitasyon çalışmalarının başlatılması.
Fırat’a yönelik olası bir kirlilik iddiasının yalnızca yerel bir sorun olmadığına dikkat çeken bölge sakinleri, “Avustralya’da çevreyi kirleten bir maden işletmesine karşı bu kadar ağır yaptırımlar uygulanabiliyorsa, burada da çevrenin korunması ve sorumluların belirlenmesi konusunda aynı hassasiyet gösterilmeli” çağrısında bulunuyor.
İlginizi Çekebilir