Eğitim ile Eğitemiyoruz.
08 Haziran 2026, Pazartesi 17:27Eğitim statik(durağan) değil dinamik (gelişen değişen) bir yapıdır.
Akademik anlamda sürekli değişime ve gelişime açıktır bunda hiçbir şüphe yok olmamalı...
Bilim ilerledikçe, toplum değiştikçe, çocukların ihtiyaçları farklılaştıkça eğitim de değişecektir. Burada mesele değişim değil değişimin çocuk yararını, fırsat eşitliğini ve bilimsel temeli ne kadar merkeze aldığıdır ve sahadan gelen doneler (veriler ) dir.
Bitişik eğik yazı, Türkiye'de yaklaşık 12 yıl uygulandı. Amaç; öğrencilerin daha akıcı, hızlı ve estetik yazı yazmalarını sağlamaktı. Çocuğa okulda bitişik yazıyor okul dışındaki tabelalar düz yazı dediğimiz yazı. Yani öğrendiği ile gördüğü birbirine uymuyor. Bitişik yazı yeni okuma yazmaya başlayan çocuğun fiziksel gelişimine uygun değil. Her öğretmenin öğretme stili farklılaşabiliyor….12 yıl öğretmenlerin seslerine kulak tıkandı…en basiti büyük L sesini tek başına yazılışını öğretmen olarak 6 yaşındaki çocuğa anlatın nerden başlayıp nerden bittiğini gösterin ve bunu 30 kişilik sınıfta birebir uygulayın başarı oranını görün…
Dolayısı ile Türkiye’nin 2005-2017 arasında uyguladığı "okuma yazmaya doğrudan bitişik eğik yazıyla başlama" modeli bugün dünyada yaygın bir uygulama değildir. Bu yöntemi sistematik ve yaygın biçimde sürdüren ülkelerin başında özellikle Fransa gelmektedir.
Eğitimde bilimsel çalışma deyince neredeyse her dönemde bizde şekilcilik denenmiştir tatbiki sonuç başarısız olmuştur..
Bugün tartışılan "7 Basamaklı Okul Güvenliği Kalkanı" modeli de aynı açıdan değerlendirilmelidir.
Elbette okul güvenliği, akran zorbalığı, şiddet ve çocukların dijital risklerden korunması son derece önemlidir.
Ancak geçmişte bitişik yazı örneğinde olduğu gibi, iyi niyetli bir uygulama sahadaki gerçekler dikkate alınmadan yürütülürse beklenen sonucu vermeyebilir.
Öğretmenler odasına kamera koymak ne dir yahu edep derler adama…
Çocuğu merkeze alan bir güvenlik anlayışı; okul koridorlarını daha fazla kamera ile doldurmaktan çok, rehberlik hizmetlerini güçlendirmeyi, aileyi sürece dahil etmeyi, psikososyal desteği artırmayı ve riskleri ortaya çıkmadan fark etmeyi hedeflemelidir.
Eğitimde olduğu gibi güvenlikte de başarı, şekilsel tedbirlerde değil insanı anlamakta gizlidir.
Devlet çocuğu görmelidir; ancak onu bir risk unsuru olarak değil, korunması ve desteklenmesi gereken bir değer olarak görmelidir.
Kalkanın gücü de sertliğinden değil, altında sunduğu eğitim, adalet, rehberlik ve sosyal destekten gelecektir.
Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti her okulun her şehrin her bölgenin şartları farklıdır…
SAHAYA BİR SORUN…çözüm sahada, saha da görev yapanlar da..
Kalın sağlıcakla….




Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum