Elazığ
05 Temmuz, 2026, Pazar
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

Ateş Sadece Düştüğü Yeri Mi Yakar?

04 Temmuz 2026, Cumartesi 21:59


Bu yıl yağmur bereketli geldi. Kış uzun sürdü, bahar doyasıya yaşandı. Dereler doldu, toprak nefes aldı. Dağ taş yeşile büründü. Kuruyan yamaçların bile canlandığını gördük. Çoban sevindi, arıcı sevindi, çiftçi sevindi. Doğa uzun zaman sonra biraz olsun kendine geldi.

Ama bereketin başka bir yüzü daha var.

Şimdi yaz sıcakları bastırırken o gür otlar sararmaya başladı. Birkaç hafta sonra rüzgârla birlikte çıtır çıtır kuruyan bir örtüye dönüşecekler. Kırsalda yaşayan herkes bilir; bazen bir kıvılcım, bazen bir sigara izmariti, bazen de ihmal edilen küçük bir ateş, aylarca büyüyen yaşamı birkaç saat içinde kül edebilir.

Yangın çıktığında çoğu insan sadece alevleri görür. Oysa asıl kayıp, yangın söndükten sonra başlar.

Önce toprağın hafızası yanar.

Yıllardır oluşan organik tabaka kül olur. Yağmuru tutan, tohumu besleyen, böceğe yuva olan o ince yaşam örtüsü yok olur. Sonra ilk yağmur gelir ve çıplak kalan toprağı alıp götürür. Erozyon sessizdir ama acımasızdır. Bir yangın bazen yalnızca bugünü değil, yıllarca sürecek verim kaybını da beraberinde getirir.

Sonra görünmeyen canlılar kaybolur.

Bir tepenin üstünde yükselen dumanın içinde yalnız çalılar yoktur.
Orada kuş yuvaları vardır. Kaplumbağanın yolu vardır. Toprağın altında yıllardır çalışan milyonlarca canlı vardır. İnsan çoğunu görmez ama doğa onların omzunda ayakta durur.

Bir tilkinin kaçtığını görürsünüz belki ama toprağın içindeki solucanı, taş altındaki kertenkelenin yumurtasını, yuvadan çıkamayan yavru kuşları kimse göremez. Arılar yönünü şaşırır, keklikler yuvasını terk eder, kirpiler alevin önünde çaresiz kalır. Yangın sadece büyük ağaçları değil, sessiz yaşayan küçük hayatları da yok eder.

Kırsalda zarar gören yalnız doğa değildir.

Bir köylünün yıllarca emek verdiği ağaçları gider. Arıcının kovanı yanar. Çobanın otlağı yok olur. Ahırın çatısına sıçrayan bir kıvılcım, bir ailenin yıllık geçimini birkaç dakikada bitirebilir. Elektrik direkleri, su hatları, tarla sınırları, meyve ağaçları… Hepsi yangının içinde aynı savunmasızlığa düşer.

Ama en ağır zarar insanın içine düşer.

Çünkü kırsalda yaşayan insan doğayı uzaktan izlemez; onunla birlikte yaşar. O yüzden yanan bir tepe sadece bir manzara değildir. Çocukluğun geçtiği patikadır, dededen kalan ceviz ağacıdır, gölgesinde dinlenilen pınardır. Yangın bazen hafızayı da yakar.

Bugünlerde herkesin biraz daha dikkatli olması gerekiyor. Tarlada yakılan anızdan, gelişigüzel bırakılan cam şişeye kadar her küçük ihmal büyük bir felakete dönüşebilir. Özellikle rüzgârlı günlerde doğa insan hatasını affetmez.

Şunu unutmamak gerekir:

Yangın çıktığında sadece otlar yanmaz. Toprağın geleceği, hayvanların yaşamı, köylünün emeği ve bir memleketin sessiz dengesi de yanar.

Bu yüzden kırsalda ateşle ilgili her davranış artık yalnız kişisel bir mesele değil; ortak yaşamın sorumluluğudur.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum