Elazığ
22 Eylül, 2026, Salı
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

Çocuklar Sıralarda, Kitaplar Nerede?

21 Eylül 2026, Pazartesi 12:43

2026-2027 eğitim öğretim yılı başladı.Hayırlı, uğurlu olsun…
Okullar açılmadan önce kitaplar sıralardaydı.
Peki ya özel eğitim sınıflarında?
İkinci haftaya girdik.Hâlâ kitap bekliyoruz.
Şimdi insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Özel eğitimde eğitim öğretimin başlaması neden hep biraz daha bekleyebilir?
“Nasıl olsa bu çocuklar geç öğrenir.”
“Nasıl olsa müfredatı tamamlayamazlar.”
“Nasıl olsa bir yılda öğreneceklerini iki yılda öğrenirler.”
Yoksa daha acısı, “Okula gelmeleri bile yeter” anlayışı mı var?
Bilmiyorum…
Ama bildiğim bir şey var:
Özel eğitimde çocukların zamana değil, daha fazla nitelikli eğitime ihtiyacı var.
2003 yılında özel eğitim sınıflarında göreve başladım.Aradan geçen bunca yılda çok şey değişti.yıl 2026 yarım arpa boyu yol katetmişiz…kendi okulumda bir olan şube sayısı üçe çıkmış RAM a göre büyük başarı takdir sizin başarı onların olsun…
Yönetmelikler değişti, programlar değişti, kavramlar değişti, bakanlıkların adı değişti, modeller değişti.
Ama özel eğitimin temel sorunlarının önemli bir kısmı hâlâ yerinde duruyor.
Okullar açılır.Özel eğitim sınıfları çoğu zaman yine gündemin kenarında kalır.
Toplantılar yapılır. Âmâ özel eğitimin sorunlarını doğrudan yaşayan öğretmenlerin sesi, karar mekanizmalarında yeterince duyulmaz. 
Özel eğitimle ilgili toplantılarda okulun, ilçenin ve ilin ilgili yöneticilerinin daha güçlü bir şekilde sürece dahil olması gerekirken, çoğu zaman mesele birkaç öğretmen ile RAM'ın ilgili personelinin omuzlarına bırakılır.
Sonra da adına “eğitim başladı” deriz.
Oysa mesele sadece sınıfın kapısını açmak değildir.
Eğitimin niteliğini de başlatabilmektir.
Bir de servis meselesi var.
Okulun ilk haftası servis yok…
Sonraki haftalarda başka bir problem…
İkili eğitim yapılan okullarda ders 07.30'da başlıyor.
Bazı özel çocuklar sabahın erken saatlerinde evlerinden alınıyor.
Saat daha altı…
Şehir henüz uyanmamış.
İnsanlar işe gitmek için yola yeni çıkıyor.
Kimi sabah namazına, kimi işe, kimi fırına gidiyor.
Bizim özel çocuklarımız ise çoktan okul yolunda.
Sabahın köründe okul sıralarında oturan çocuklara mı yanarsın, kitaplarının hâlâ gelmemesine mi?
Atıl bırakılmış sınıflara mı?
Özel eğitim alanından yetişmeyen öğretmenlerle eğitim sürecinin yürütülmesine mi?
Servis sorunlarına mı?
Fiziki yetersizliklere mi?
Yoksa bütün bunların üst üste gelmesine mi?
Şairin dediği gibi:
“Yok yoka karışmış,Yokluklara mı yanarsın, yok?”
Ama özel eğitimde mesele yalnızca yokluk değildir.
Asıl mesele, dezavantajın üzerine yeni dezavantajlar eklenmesidir.
Bir çocuk zaten öğrenmeye akranlarından daha fazla zaman ayırmak zorundaysa, ona sunulan eğitimin daha planlı, daha erken, daha nitelikli ve daha erişilebilir olması gerekmez mi?
Özel eğitim, “nasılsa zor öğreniyor” denilerek bekletilecek alan değildir.
Tam tersine;
Daha fazla beklemeye değil, daha fazla desteğe ihtiyaç duyan çocukların eğitimidir.
Bir çocuğun bir kelimeyi öğrenmesi için yüz tekrar gerekiyorsa yüz tekrar yapılmalıdır.
Bir beceriyi kazanması aylar sürüyorsa aylarca sabır gösterilmelidir.

Bir öğrencinin ilerlemesi küçük bir adımla gerçekleşiyorsa o küçük adım büyük bir başarı olarak görülmelidir.
Çünkü özel eğitimde bazen bir çocuğun bağımsız yaptığı tek bir düğme, tek bir kaşık, tek bir kelime, tek bir adım…
Bir dünyanın kazanılmasıdır.
O nedenle özel eğitim sınıfları, okulun içinde “var olması gereken sınıflar” olduğu için açılmamalıdır.
Gerçekten eğitim vermek için açılmalıdır.
Kitabı zamanında gelecek.
Öğretmeni alanına uygun olacak.
Servisi düzenli olacak.
Fiziki ortamı uygun olacak.
RAM, okul ve aile arasında gerçek bir koordinasyon kurulacak.
Yönetici, öğretmen ve diğer paydaşlar özel eğitimi okulun tali bir işi değil, eğitim sisteminin asli bir parçası olarak görecek.
Çünkü özel eğitim öğrencisi okulun misafiri değildir.
O da bu ülkenin çocuğudur.
Ve onun eğitim hakkı, diğer çocukların eğitim hakkından daha az değerli değildir.
2026-2027 eğitim öğretim yılı başladı.
Kitaplar sıralarda.
Ama bazı özel eğitim sınıflarında hâlâ kitap bekleniyor.
Umarım bu yazı yayımlandığında kitaplar çoktan gelmiş olur.
Çünkü mesele birkaç kitabın gecikmesi değildir.
Mesele, özel eğitime bakışımızın hâlâ ciddiyetidir gecikmiş olmasıdır. Hele o yönetmeliği yok mu yönetmeliği anlaması anlatması uygulaması başta RAM olmak üzere her gün gerçekten besmelesi olmalı ona ayrıca bir sayfa açacaz….
Sınıflar açılıyor.
Çocuklar geliyor.
Öğretmenler görev başında.
Ama artık yalnızca “özel eğitim sınıfları açıldı” diyebilmek yetmez.
Çünkü sınıfı açmak başka şeydir, eğitimi gerçekten başlatmak başka…
Vesselam…

Kalın sağlıcakla.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum