Elazığ
07 Eylül, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

Güç

07 Eylül 2026, Pazartesi 09:30

Uzak bir diyarda, bilgeliği ve sükûnetiyle tanınan yaşlı bir bilge yaşardı. İnsanlar yalnızca sorularına cevap bulmak için değil, bazen doğru soruyu bulabilmek için de onun kapısını çalardı.
Bir gün iki genç, bilgenin yanına geldi. Gençlerden birinin avuçları kapalıydı.
Bilge, onları selamladıktan sonra sordu:
— Görüyorum ki bugün yanınızda bir soru da getirmişsiniz.
Gençlerden biri hafifçe gülümsedi:
— Evet. Fakat bu defa cevabını sizin vermenizi arzu ediyoruz.
— Öyleyse sorunuz.
Genç, arkadaşının kapalı ellerini göstererek:
— Arkadaşımızın avuçlarının arasında bir kelebek bulunmaktadır. Sizce bu kelebek diri midir, ölü müdür?
Bilge bir süre sessiz kaldı.Sonra sakince:
— Bu sorunun cevabını vermeden önce, başka bir soru sormama izin verir misiniz?
— Elbette.
— Sizce bir cevabın doğruluğu yalnızca onu söyleyen kişinin bilgisine mi bağlıdır, yoksa soruyu soranın niyetine de bağlı olabilir mi?
Gençler birbirlerine baktılar.
— Sanırım niyet de önemlidir.
Bilge:
— Öyleyse sorunuzun cevabı da niyetinizin içinde saklı olabilir.
Gençlerden biri merakla:
— Fakat biz yalnızca kelebeğin diri mi, ölü mü olduğunu öğrenmek istiyoruz.
Bilge gülümsedi:
— Hayır. Siz aslında benim ne söyleyeceğimi görmek istiyorsunuz.
— Aradaki fark nedir?
— Eğer ben kelebeğin diri olduğunu söylersem, avuçlarınız kapanabilir ve kelebek ölebilir. Eğer ölü olduğunu söylersem, avuçlarınız açılır ve kelebek uçabilir. Böylece benim sözüm, sizin niyetinizle birleştiğinde bir sonuca dönüşür.
Genç bir süre düşündü.
— O halde mesele kelebeğin durumu değil, bizim tutumumuz mudur?

Bilge başını hafifçe eğdi.
— Belki de mesele tam olarak budur.
Ardından pencerenin dışındaki ağaca baktı ve devam etti:
— Hayatta bazı şeyler bize emanet edilir. Bir makam, bir görev, bir bilgi, bir öğrencinin geleceği, bir insanın itibarı, hatta bazen yalnızca bir insanın umudu…
— Bunların hepsi bir kelebeğe mi benzer?
— Maddi olarak değil elbette. Fakat sorumluluk bakımından benzeyebilir. Çünkü elimizde bulunan her şey, üzerinde sınırsız tasarruf hakkımız olduğu anlamına gelmez.
Gençlerden biri sordu:
— O halde güç nedir?
Bilge bir müddet düşündü:
— Güç, bir şeyi değiştirebilme imkânıdır. Sorumluluk ise onu değiştirebildiğimiz halde, değiştirmenin doğru olup olmadığını düşünmektir.
— Peki adalet?
— Adalet, sahip olduğumuz gücü kendimiz için değil, doğru olan için kullanabilmektir.
Bir sessizlik oldu.
Sonra genç, avuçlarını yavaşça açtı.
Kelebek bir süre hareketsiz kaldı. Ardından kanatlarını hafifçe titretti ve gökyüzüne doğru süzüldü.
Gençler kelebeğin ardından baktılar.
Bilge ise yalnızca:
— Görüyorsunuz, dedi.
— Neyi?
— Bazen bir hayatın devam edip etmeyeceğini belirleyen şey, elimizdeki gücün büyüklüğü değil; o gücü kullanma biçimimizdir.
Gençlerden biri son bir soru sordu:
— Öyleyse insan ne zaman gerçekten bilge olur?
Bilge, uzaklaşan kelebeği izleyerek cevap verdi:
— Elinde hükmetme imkânı bulunduğu halde, önce hakkı ve sorumluluğu düşünmeye başladığında…
Bir an durdu.
— Çünkü bilgelik, her şeyi yapabilecek kudrete sahip olmak değil; yapabileceğimiz her şeyi yapmamamız gerektiğini anlayabilmektir.
O gün gençler bilgenin yanından yalnızca bir kelebeğin hayatını değil, insanın eline verilen gücün, yetkinin ve sorumluluğun mahiyetini düşünerek ayrıldılar.
Kalın sağlıcakla…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum