Elazığ
27 Nisan, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

YENİ NESİL SINAVLAR

27 Nisan 2026, Pazartesi 10:29

26 NİSAN 2026 bursluluk sınavında, altıncı sınıfların yarıştığı bir oturumda salon başkanıydım.
Sınav başlamadan önce erken gelen öğrencilerle kitaplar üzerine kısa bir sohbet ettik. Kimleri okuduklarını sordum. Saydıkları isimlerin çoğunu tanımıyordum .bu da kendimi güncelleme eksikliğimdir

 Daha dikkat çekici olan ise şuydu:
Ne Ömer Seyfettin, ne Kemalettin Tuğcu, ne de Gülten Dayıoğlu…


Yerel bir Elazığlı çocuk yazarı ise zaten neredeyse yok.

Yazıyı yazarken merak ettim internette iki isme Elazığ da sadece iki yazara-inşallah tanışmak konuşmak nasip olur- ulaştım..

Bu durum tesadüf değil; sistemin ürettiği bir sonuç.
Eskiden öğretmenler “okunması gereken kitaplar” listesi verirdi. O liste bir kültür aktarımıydı. Şimdi ise çocuklar metin çözme makinesine dönüştürülüyor.

Sınav başladığında tablo daha da netleşti.
80 soru, 100 dakika. Ama bazı sorular neredeyse bir A4 sayfası uzunluğunda.

YAPAY ZEKA DER Kİ

Bir A4 sayfasına sığan kelime sayısı (12 punto, Times New Roman ve standart boşluklar) baz alındığında şu rakamlar ortaya çıkar:

Tek satır aralığı ile: Yaklaşık 500 kelime

Çift satır aralığı ile: Yaklaşık 250 kelime

Altıncı sınıf seviyesindeki bir öğrencinin dakikada okuduğu kelime sayısı:

Sesli Okuma: Dakikada ortalama 120 - 150 kelime

Sessiz Okuma: Dakikada ortalama 170 - 210 kelime

 

 Altıncı sınıf öğrencisinden, o metni okuyup anlayıp analiz edip cevap vermesi bekleniyor. Bu pedagojik değil, teknik olarak da sorunlu.

Ölçme-değerlendirme ile metin eziyeti arasındaki çizgi bilinçli biçimde silinmiş.

“Yeni nesil soru” deniyor.
Ama burada ölçülen bilgi değil; hız, dikkat ve stres altında tahammül kapasitesi.

Sınav bitiminde öğrencilerin büyük kısmı süreyi yetiştiremedi.
“Yetiştiremedim öğretmenim” diyen çocukların yüzündeki çaresizlik, bu sistemin en somut çıktısıydı.

Miraç isimli bir öğrenciye sınavdan önce sormuştum:
“Neden bu sınava giriyorsun?”
“Aileme katkı sağlamak için” demişti.

Bursun miktarı 1510 tl imiş. O Yaş grubu için büyük bir para ve kendi emekleri ile kazanabilecekleri bir umut olmuş, gözler ışıl ışıl…
Sınav sonunda o da süreyi yetiştirememişti.

Burada problem çocuklar veya çocukların soru çözme yetenek, bilgi, becerileri  değil.
Problem; gerçeklikten kopmuş, ölçme iddiası taşıyan ama aslında eleme üzerine kurulu bir sistem.

Eğitim, sınav merkezli değil süreç merkezli olmalı denir.
Ama pratikte tam tersi uygulanıyor.

Yeni nesil sınav sistemi adı altında, altıncı sınıf çocuklarının omuzlarına bir A4 dolusu metni kısıtlı sürede çözme yükünü bindirmek; pedagojiye, bilime ve vicdana aykırı bir eleme düzeneğidir.

 Sınav salonunda süreyi yetiştiremediği için hayalleri yarıda kalan Miraç gibi binlerce çocuğun çaresizliği, sistemin başarısını değil, süreçten kopuk sınav odaklı yapının olumsuzluğunu göstermektedir.

Bugün o salonda gördüğüm şey şuydu:
Bir sınav, sadece bilgi ölçmüyor; umut da törpülüyor.

Kendi adıma kararım net:
Gözlerde sönen umutlarla biten bir sınavda daha gönüllü olarak asla görev almam.

Kalın sağlıcakla….

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum